KAPADOKYA ÜNİVERSİTESİ
Türkan Özdemir
Köşe Yazarı
Türkan Özdemir
 

Ekran Sonrası Artan Öfke: Bir Davranış Sorunu mu, Sinir Sisteminin Tepkisi mi?

Son yıllarda ebeveynlerin en sık dile getirdiği durumlardan biri şu: “Ekranı kapattırınca başka bir çocuğa dönüşüyor.” Ağlama, bağırma, vurma, eşyaları fırlatma ya da içine kapanma… Özellikle ekran sonrası yaşanan bu yoğun tepkiler çoğu zaman “öfke problemi” olarak tanımlanıyor. Oysa bu tabloya biraz daha yakından bakmak gerekiyor. Çünkü ekran sonrası ortaya çıkan öfke, çoğu zaman bilinçli bir davranış değil; sinir sisteminin verdiği bir tepkidir. Ekran Çocuğun Sinir Sistemine Ne Yapar? Ekran içerikleri hızlıdır. Görüntüler sık değişir, renkler parlaktır, sesler yüksektir. Çocuğun beyni bu yoğun uyarana maruz kaldığında sürekli tetikte kalır. Bu durum özellikle küçük yaş gruplarında beynin doğal ritmini zorlar. Ekran sırasında çocuk pasif görünse de, beyin oldukça aktiftir. Ancak bu aktivite düzenleyici değil, uyarıcıdır. Yani ekran çocuğu sakinleştirmez, aksine sinir sistemini yükseltir. Ekran kapandığında ise çocuk birden bu uyarandan mahrum kalır ve beden bunu tolere etmekte zorlanır. Ortaya çıkan şey öfke gibi görünür ama aslında yaşanan, ani bir düşüştür. Neden Ekran Sonrası Daha Tahammülsüz Oluyorlar? Ekran, çocuğun bekleme, sabretme ve hayal kurma becerilerini devre dışı bırakır. Her şey hızlı ve hazır gelir. Bu nedenle ekran sonrası gerçek hayata dönmek çocuk için zorlayıcıdır. Ekrandan sonra; Beklemek istemezler Kurallara daha sert tepki verirler En küçük engelde yoğun öfke yaşarlar Bu durum çocuğun karakteriyle ilgili değildir. Beynin henüz olgunlaşmamış olan düzenleme sistemleri, bu geçişi sağlamakta zorlanır. Yetişkinler Nerede Yanılıyor? Ekran, çoğu zaman “sakinleştirici” bir araç gibi kullanılır. Ağladığında, yorulduğunda, beklerken… Kısa vadede işe yarıyor gibi görünür. Ancak ekran, çocuğun kendi kendini sakinleştirmeyi öğrenmesini geciktirir. Bir diğer yaygın hata ise ekranı aniden kesmektir. “Hadi kapat” cümlesi, çocuğun sinir sistemini hazırlıksız yakalar. Bu da patlamayı kaçınılmaz hale getirir. Çocuğun verdiği tepki karşısında cezalandırıcı ya da suçlayıcı olmak ise durumu daha da zorlaştırır. Çünkü çocuk ne yaşadığını anlamazken, bir de yanlış hissettiği mesajını alır. Peki Ne Yapılabilir? Ekran tamamen yasaklanmalı mı? Hayır. Ama mutlaka sınırlandırılmalı ve yapılandırılmalıdır. Ekran süresi önceden belirlenmeli ve çocuğa bildirilmelidir. Kapanış ani değil, aşamalı olmalıdır. “5 dakika sonra kapatıyoruz” gibi. Ekran sonrası mutlaka geçişi kolaylaştıracak bir aktivite planlanmalıdır. Ekran, ödül ya da ceza aracı haline getirilmemelidir. En önemlisi de şu: Ekran sonrası yaşanan öfke, çocuğun “kötü” olduğu anlamına gelmez. Bu, düzenlenmeye ihtiyacı olan bir sinir sisteminin işaretidir. Son Söz Yerine Çocuklar ekranı değil, ekrandaki düzenlenmeyi ister. Onlara bu düzeni dışarıdan biz vermezsek, kendi başlarına kurmaları mümkün değildir. Ekran sonrası öfkeyi bastırmak değil, önlemek gerekir. Bu da sınırla, öngörülebilirlikle ve ilişkiyle mümkündür. Çocuğun davranışına değil, o davranışı doğuran koşullara bakmak, gerçek çözümün başladığı yerdir.
Ekleme Tarihi: 02 Mart 2026 -Pazartesi

Ekran Sonrası Artan Öfke: Bir Davranış Sorunu mu, Sinir Sisteminin Tepkisi mi?

Son yıllarda ebeveynlerin en sık dile getirdiği durumlardan biri şu:

“Ekranı kapattırınca başka bir çocuğa dönüşüyor.”

Ağlama, bağırma, vurma, eşyaları fırlatma ya da içine kapanma… Özellikle ekran sonrası yaşanan bu yoğun tepkiler çoğu zaman “öfke problemi” olarak tanımlanıyor. Oysa bu tabloya biraz daha yakından bakmak gerekiyor.

Çünkü ekran sonrası ortaya çıkan öfke, çoğu zaman bilinçli bir davranış değil; sinir sisteminin verdiği bir tepkidir.

Ekran Çocuğun Sinir Sistemine Ne Yapar?

Ekran içerikleri hızlıdır. Görüntüler sık değişir, renkler parlaktır, sesler yüksektir. Çocuğun beyni bu yoğun uyarana maruz kaldığında sürekli tetikte kalır. Bu durum özellikle küçük yaş gruplarında beynin doğal ritmini zorlar.

Ekran sırasında çocuk pasif görünse de, beyin oldukça aktiftir. Ancak bu aktivite düzenleyici değil, uyarıcıdır. Yani ekran çocuğu sakinleştirmez, aksine sinir sistemini yükseltir. Ekran kapandığında ise çocuk birden bu uyarandan mahrum kalır ve beden bunu tolere etmekte zorlanır.

Ortaya çıkan şey öfke gibi görünür ama aslında yaşanan, ani bir düşüştür.

Neden Ekran Sonrası Daha Tahammülsüz Oluyorlar?

Ekran, çocuğun bekleme, sabretme ve hayal kurma becerilerini devre dışı bırakır. Her şey hızlı ve hazır gelir. Bu nedenle ekran sonrası gerçek hayata dönmek çocuk için zorlayıcıdır.

Ekrandan sonra;

Beklemek istemezler

Kurallara daha sert tepki verirler

En küçük engelde yoğun öfke yaşarlar

Bu durum çocuğun karakteriyle ilgili değildir. Beynin henüz olgunlaşmamış olan düzenleme sistemleri, bu geçişi sağlamakta zorlanır.

Yetişkinler Nerede Yanılıyor?

Ekran, çoğu zaman “sakinleştirici” bir araç gibi kullanılır. Ağladığında, yorulduğunda, beklerken… Kısa vadede işe yarıyor gibi görünür. Ancak ekran, çocuğun kendi kendini sakinleştirmeyi öğrenmesini geciktirir.

Bir diğer yaygın hata ise ekranı aniden kesmektir. “Hadi kapat” cümlesi, çocuğun sinir sistemini hazırlıksız yakalar. Bu da patlamayı kaçınılmaz hale getirir.

Çocuğun verdiği tepki karşısında cezalandırıcı ya da suçlayıcı olmak ise durumu daha da zorlaştırır. Çünkü çocuk ne yaşadığını anlamazken, bir de yanlış hissettiği mesajını alır.

Peki Ne Yapılabilir?

Ekran tamamen yasaklanmalı mı? Hayır. Ama mutlaka sınırlandırılmalı ve yapılandırılmalıdır.

Ekran süresi önceden belirlenmeli ve çocuğa bildirilmelidir.

Kapanış ani değil, aşamalı olmalıdır. “5 dakika sonra kapatıyoruz” gibi.

Ekran sonrası mutlaka geçişi kolaylaştıracak bir aktivite planlanmalıdır.

Ekran, ödül ya da ceza aracı haline getirilmemelidir.

En önemlisi de şu: Ekran sonrası yaşanan öfke, çocuğun “kötü” olduğu anlamına gelmez. Bu, düzenlenmeye ihtiyacı olan bir sinir sisteminin işaretidir.

Son Söz Yerine

Çocuklar ekranı değil, ekrandaki düzenlenmeyi ister. Onlara bu düzeni dışarıdan biz vermezsek, kendi başlarına kurmaları mümkün değildir.

Ekran sonrası öfkeyi bastırmak değil, önlemek gerekir. Bu da sınırla, öngörülebilirlikle ve ilişkiyle mümkündür.

Çocuğun davranışına değil, o davranışı doğuran koşullara bakmak, gerçek çözümün başladığı yerdir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lalehaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.