Birçok ebeveyn için çocuğunun yalan söylediğini fark etmek oldukça sarsıcı bir durumdur. Çocuğun söylediği küçük bir yalan bile ailelerde büyük bir kaygıya yol açabilir. “Nerede yanlış yaptık?”, “Bu alışkanlık haline mi gelecek?” gibi sorular hemen akla gelir.
Oysa çocukların yalan söylemesi düşündüğümüzden çok daha yaygın bir durumdur. Üstelik çoğu zaman bu durum bir karakter sorunu değil, gelişim sürecinin ve çevresel koşulların bir sonucudur.
Bu nedenle önce şu gerçeği kabul etmek gerekir: Çocuklar doğuştan yalancı değildir. Yalan söylemeyi öğrenirler.
Hayal Gücü ile Yalan Arasındaki Çizgi
Özellikle küçük yaşlarda çocukların anlattıkları her şey bilinçli bir yalan değildir. Okul öncesi dönemde çocukların hayal gücü oldukça güçlüdür ve gerçek ile hayal arasındaki sınır henüz netleşmemiştir.
Bir çocuğun “Oyuncağımı uzaylılar aldı” demesi ya da “Ben yapmadım, kendi düştü” gibi ifadeleri çoğu zaman gerçeği saklama amacı taşımaz. Çocuk bazen hayal kurar, bazen de durumu kendi zihninde anlamlandırmaya çalışır.
Bu nedenle erken yaşlarda her yanlış ifadeyi “yalan” olarak etiketlemek doğru değildir.
Korku, Yalanın En Büyük Nedenlerinden Biri
Çocukların bilinçli olarak yalan söylemeye başladığı durumlarda en sık görülen neden korkudur. Ceza almaktan, azarlanmaktan ya da hayal kırıklığı yaratmaktan korkan çocuk gerçeği saklamayı seçebilir.
Bir bardak kırıldığında çocuk “Ben yapmadım” diyorsa, çoğu zaman yaptığı şey gerçeği inkâr etmek değil; kendini korumaya çalışmaktır.
Eğer bir çocuk yaptığı hatayı söylediğinde sert bir tepkiyle karşılaşıyorsa, bir süre sonra gerçeği söylemek yerine saklamayı öğrenebilir.
Aşırı Baskı ve Beklentiler
Çocukların yalan söylemesine yol açan bir diğer durum ise aşırı beklentilerdir. Sürekli başarı beklenen, hata yapmasına alan tanınmayan çocuklar gerçeği saklama eğilimi gösterebilir.
Ödevini yapmadığını söylemek yerine “öğretmen vermedi” demek ya da düşük not aldığını saklamak çoğu zaman bu baskının sonucudur.
Çocuk burada yalan söylemekten çok, hayal kırıklığı yaratmaktan kaçınmaya çalışır.
Dikkat Çekme İhtiyacı
Bazı çocuklar ise yalanı dikkat çekmek için kullanabilir. Özellikle kendini görünmez hisseden çocuklar, abartılı hikâyeler anlatabilir ya da gerçek olmayan olayları paylaşabilir.
Burada çocuğun ihtiyacı çoğu zaman dikkat çekmek değil, fark edilmek ve görülmektir.
Yetişkinlerden Öğrenilen Bir Davranış
Çocuklar sadece söyleneni değil, gördüklerini de öğrenirler. Yetişkinlerin günlük hayat içinde söyledikleri küçük “beyaz yalanlar” bile çocuklar için güçlü bir model oluşturur.
Telefon çaldığında “evde yok de” demek, yapılmayan bir şeyi yapılmış gibi göstermek ya da bir durumdan kaçmak için gerçeği değiştirmek çocukların zihninde bir mesaj oluşturur.
Çocuklar davranışı gözlemleyerek öğrenir.
Peki Ebeveynler Ne Yapmalı?
Bir çocuk yalan söylediğinde ilk tepki çok önemlidir. Sert tepki vermek, cezalandırmak ya da çocuğu utandırmak sorunu çözmez. Tam tersine, çocuğun gerçeği saklama ihtiyacını artırabilir.
Bunun yerine çocukla güvene dayalı bir ilişki kurmak gerekir.
Çocuk şunu bilmelidir:
Hata yaptığında konuşabilir.
Gerçeği söylediğinde dinlenir.
Yanlış yaptığında tamamen reddedilmez.
Aile içinde açık ve sakin bir iletişim kurulduğunda çocukların gerçeği söyleme ihtimali çok daha yüksek olur.
Son Söz Yerine
Çocukların yalan söylemesi çoğu zaman bir sorun değil, bir mesajdır. Bu mesajı anlamaya çalışmak cezalandırmaktan çok daha etkili bir yaklaşımdır.
Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey kusursuz olmak değildir. Hata yaptıklarında bile kabul edildiklerini bilmek isterler.
Çocuk gerçeği söyleyebileceğini hissettiğinde, yalan söylemeye ihtiyaç duymaz. Çünkü güven duyduğu bir ortamda gerçeği saklamak zorunda kalmaz.

