Bir çocuğun kendine güveni bir anda kaybolmaz.
Yüksek sesli bir kırılma anı yoktur çoğu zaman. Daha sessiz, daha yavaş ilerler. Günlük hayatta fark edilmeyen küçük tutumlarla, iyi niyetle söylenen cümlelerle, aceleyle verilen tepkilerle zamanla zedelenir.
Ebeveynler çocuklarının özgüvenli olmasını ister. Kendini ifade eden, hata yapmaktan korkmayan, girişken bireyler yetiştirmeyi hedefler. Ancak bazen tam da bu hedefle hareket ederken, çocuğun kendine olan inancı fark edilmeden zayıflayabilir.
Sürekli Eleştirilmek
Bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey görülmek ve kabul edilmektir. Ancak sürekli düzeltilen, eksikleri vurgulanan bir çocuk zamanla şunu öğrenir: “Yeterli değilim.”
“Daha düzgün yaz”,
“Dikkatini ver”,
“Bunu da beceremedin” gibi cümleler çoğu zaman öğretmek amacıyla söylenir. Ama çocuk bu cümleleri bir gelişim fırsatı olarak değil, bir yetersizlik mesajı olarak algılar.
Sürekli eleştirilen çocuk denemekten kaçınır. Çünkü hata yapmak onun için sadece bir hata değil, kendisiyle ilgili bir problem haline gelir.
Kıyaslanmak
Kardeşle, arkadaşla ya da başka çocuklarla yapılan kıyaslamalar özgüveni en hızlı zedeleyen durumlardan biridir.
“Bak o nasıl yapıyor”,
“Sen neden onun gibi değilsin?”
Bu tür cümleler çocuğu motive etmez. Aksine, kendini yetersiz hissetmesine neden olur. Çocuk kendi değerini başkalarının üzerinden ölçmeye başlar.
Zamanla içten içe şu inanç oluşur: “Ben olduğum halimle yeterli değilim.”
Aşırı Müdahale
Çocuğun yerine sürekli konuşmak, onun adına karar vermek, yapabileceği şeyleri onun yerine yapmak… Bunlar çoğu zaman koruma amacıyla yapılır.
Ancak bu tutum çocuğa şu mesajı verir: “Sen yapamazsın, ben yaparım.”
Çocuk deneme fırsatı bulamadığında kendine güven geliştiremez. Çünkü özgüven, başarıdan çok deneyimle oluşur.
Duyguların Küçümsenmesi
“Ağlayacak ne var?”,
“Abartıyorsun”,
“Bunda korkacak bir şey yok”
Bu cümleler yetişkin için sıradan olabilir ama çocuk için oldukça güçlü mesajlar içerir. Duyguları küçümsenen çocuk, hissettiklerinin yanlış olduğunu düşünmeye başlar.
Zamanla kendine şu soruyu sorar: “Ben doğru hissedemiyorum galiba.”
Kendi duygusuna güvenmeyen bir çocuk, kendine de güvenmekte zorlanır.
Aşırı Koruyuculuk
Çocuğu her riskten uzak tutmak, zorlanabileceği her durumu engellemek kısa vadede rahatlatıcıdır. Ancak uzun vadede çocuğun kendine güvenmesini zorlaştırır.
Çocuk zorlanmadan başarmayı öğrenemez. Düşmeden kalkmayı deneyimleyemez.
Her engelin kaldırıldığı bir ortamda büyüyen çocuk, gerçek hayatla karşılaştığında kendini yetersiz hissedebilir.
Sevginin Koşullu Hissettirilmesi
“Böyle yaparsan seni sevmem”,
“İyi çocuk olursan…”
Bu tür ifadeler çocuğun sevgiyi koşula bağlamasına neden olur. Çocuk, olduğu haliyle değil; beklentiyi karşıladığı sürece değerli olduğunu düşünür.
Bu da özgüveni değil, onay bağımlılığını geliştirir.
Son Söz Yerine
Çocuğun kendine güveni büyük başarılarla değil, küçük deneyimlerle gelişir. Dinlendiğini hissettiğinde, hata yapmasına izin verildiğinde, olduğu haliyle kabul edildiğinde güçlenir.
Özgüvenli çocuk yetiştirmek, kusursuz çocuk yetiştirmek değildir.
Kendine güvenen çocuk, hata yapabileceğini bilip yine de denemeye devam edebilen çocuktur.
Ve bu, çocuğa verilen en güçlü duygusal miraslardan biridir.

