Son yıllarda çocuklar için en hızlı kullanılan tanımlardan biri “ekran bağımlılığı”. Tabletini bırakmak istemeyen, telefonu elinden alındığında öfkelenen, ekransız kalınca ne yapacağını bilemeyen çocuklar için bu kelime kolayca söyleniyor. Ancak her yoğun ekran isteğini bağımlılık olarak adlandırmak, asıl sorunu görmemizi zorlaştırıyor.
Çünkü birçok durumda karşımızda olan şey bağımlılık değil, sınır eksikliği.
Bağımlılık Her Çocukta Görülür mü?
Bağımlılık güçlü bir kavramdır ve her ekranla zorlanan çocuk için kullanılmamalıdır. Bağımlılık dediğimiz durumda çocuğun hayatının büyük bir bölümü ekran etrafında şekillenir, ekran dışındaki faaliyetlere ilgisi belirgin şekilde azalır ve bu durum uzun süredir devam eder.
Oysa pek çok çocuk için ekranla yaşanan çatışma, net sınırların hiç kurulmamış ya da sürdürülememiş olmasından kaynaklanır. Ne kadar süreyle, ne zaman ve hangi koşullarda ekran kullanılacağı belirsizse, çocuk ekranı bırakmak istemez. Çünkü bırakması gerektiği bir çerçeve yoktur.
Sınır Olmayınca Ne Olur?
Sınır, çocuğun dış dünyayla kurduğu düzenin temelidir. Ekran konusunda sınır olmadığında çocuk kendi sınırını kurmak zorunda kalır. Ancak çocukların böyle bir becerisi yoktur.
“Biraz daha”, “son bir tane”, “bir bölüm daha” gibi cümleler her seferinde kabul gördüğünde çocuk şunu öğrenir: Sınır esnektir, zorlanırsa değişir. Bu durum zamanla güç savaşına dönüşür.
Burada yaşanan şey ekranın cazibesi değil, sınırın belirsizliğidir.
Ebeveynler Neden Zorlanıyor?
Ekran, kısa vadede hayatı kolaylaştırır. Çocuk sakinleşir, oyalanır, ebeveyn nefes alır. Ancak bu rahatlama geçicidir. Uzun vadede ekran, çocuğun kendi kendini düzenleme becerisini zayıflatır.
Bir diğer zorlayıcı nokta da suçluluk duygusudur. Yoğun çalışan, yorgun ebeveynler ekranı sınırlandırdıklarında çocuğa haksızlık yaptıklarını düşünebilirler. Bu duygu, sınırların sürdürülememesine yol açar.
Gerçek Çözüm Nerede?
Ekranla ilgili sorunları çözmenin yolu, ekranı tamamen ortadan kaldırmak değildir. Asıl çözüm, ekranı yapılandırmaktır.
Ekran süresi net ve önceden belirlenmiş olmalıdır.
Kurallar anlık değil, sürekli olmalıdır.
Ekran, pazarlık konusu yapılmamalıdır.
Ekran dışındaki zamanlar boş bırakılmamalıdır.
Çocuk, ekransız kaldığında ne yapacağını bilmiyorsa, ekranı bırakmak istememesi çok doğaldır.
Bağımlılıktan Ne Zaman Söz Edilir?
Tüm sınırlara rağmen çocuk ekran dışında hiçbir şeye ilgi göstermiyor, günlük işlevselliği belirgin şekilde bozuluyor ve yoğun tepkiler uzun süredir devam ediyorsa, o zaman profesyonel destek düşünülmelidir.
Ama çoğu zaman tablo bu kadar ağır değildir. Çoğu zaman ihtiyaç duyulan şey daha net, daha tutarlı ve sürdürülebilir sınırlardır.
Son Söz Yerine
Ekran, başlı başına düşman değildir. Onu sorun haline getiren, sınırların yokluğu ya da tutarsızlığıdır.
Çocuklar kendilerini sınırlayamazlar. Bu görev yetişkinindir.
Ve sınır koymak, çocuğu mahrum bırakmak değil; onu korumaktır.
Ekranla ilgili yaşanan pek çok sorun, doğru sınırlar kurulduğunda kendiliğinden hafifler. Çünkü çocuklar sınırsız özgürlüğe değil, güvenli bir çerçeveye ihtiyaç duyar.

