Çocuk istismarı denildiğinde çoğu ebeveynin aklına uzak, karanlık ve “bizim başımıza gelmez” diye düşünülen bir tablo gelir. Oysa gerçek şu ki çocuk istismarı çoğu zaman ailelerin hiç beklemediği ortamlarda ve çoğu zaman çocuğun tanıdığı kişiler tarafından gerçekleşir.
Bu gerçekle yüzleşmek kolay değildir. Ancak çocukları korumanın ilk adımı, bu konudan kaçmamak ve açık bir farkındalık geliştirmektir.
Bir başka önemli gerçek ise şudur: Çocuklar çoğu zaman yaşadıkları istismarı hemen anlatamazlar. Bunun nedeni çoğu zaman korku, suçluluk ya da yetişkinlerin vereceği tepkiden duyulan endişedir. Bu nedenle ebeveynlerin en önemli sorumluluğu, çocuklarına başlarına kötü bir şey geldiğinde bunu rahatça anlatabilecekleri bir güven alanı sunabilmektir.
Çocuklar Neden Anlatamaz?
İstismar yaşayan birçok çocuk yaşadığını hemen paylaşmaz. Bunun birkaç önemli nedeni vardır.
Bazen çocuk bunun yanlış bir şey olduğunu tam olarak anlayamaz. Özellikle küçük yaşlarda çocuklar yetişkinlerin davranışlarını sorgulamakta zorlanırlar. Bazı durumlarda ise istismarı yapan kişi çocuğu korkutur ya da bunun bir sır olduğunu söyler.
Bir diğer önemli neden de çocuğun yetişkinin tepkisinden korkmasıdır. “Kızarlar mı?”, “Bana inanırlar mı?”, “Ben mi yanlış yaptım?” gibi düşünceler çocukların sessiz kalmasına yol açabilir.
İşte tam bu noktada çocuğun yetiştirildiği ilişki ortamı belirleyici hale gelir.
Çocuğun Kendini Güvende Hissettiği Bir İlişki Kurmak
Çocukların başlarına gelen bir durumu paylaşabilmeleri için önce kendilerini duygusal olarak güvende hissetmeleri gerekir. Bunun temeli de günlük ilişkide atılır.
Çocuğun duygularının ciddiye alınması, küçük meselelerde bile dinlenmesi, korkularının küçümsenmemesi bu güveni oluşturur. Sürekli susturulan, “abartıyorsun” denilen ya da “boş ver” diye geçiştirilen bir çocuk zorlandığında konuşmakta daha çok zorlanır.
Çocuk şunu bilmelidir: Ne olursa olsun ailesi onu dinler.
Beden Sınırlarını Öğretmek
Çocukları korumanın en önemli yollarından biri beden sınırlarını erken yaşta öğretmektir. Çocuğun kendi bedeninin kendisine ait olduğunu bilmesi gerekir.
Bu, karmaşık ve korkutucu bir anlatımla değil; sade ve yaşına uygun bir dille yapılmalıdır. Çocuğa özel bölgelerin olduğu, bu bölgelerin başkaları tarafından görülmemesi ve dokunulmaması gerektiği anlatılmalıdır.
Aynı zamanda çocuğa şu mesajın verilmesi önemlidir:
Eğer biri seni rahatsız eden bir şekilde dokunursa, bunu mutlaka bana söylemelisin.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, çocuğu korkutmak değil; ona bilgi vermektir.
Sır Kavramını Doğru Anlatmak
İstismar vakalarında sık görülen bir durum, çocuğun “bu aramızda bir sır” denilerek susturulmasıdır. Bu nedenle çocuklara sır kavramı doğru şekilde anlatılmalıdır.
Aile içinde şöyle bir ayrım yapılabilir:
Bazı sürprizler kısa süreli olabilir ama çocukları rahatsız eden, korkutan ya da onları huzursuz eden hiçbir şey sır olarak saklanmamalıdır.
Çocuk şunu net olarak bilmelidir:
Onu rahatsız eden hiçbir şeyi saklamak zorunda değildir.
Çocuğun Söylediklerine İnanmak
Çocuk bir gün gelip rahatsız olduğu bir durumu anlatırsa, o an verilen tepki çok önemlidir. Çocuğu sorgulamak, suçlamak ya da “yanlış anlamışsındır” demek, çocuğun yeniden susmasına neden olabilir.
Bu tür durumlarda ilk yapılması gereken şey çocuğu sakin bir şekilde dinlemek ve ona inanıldığını hissettirmektir.
Çocuğun verdiği bilgi her zaman ciddiye alınmalıdır. Çünkü çocuklar bu tür konularda çoğu zaman hayal kurmazlar.
Son Söz Yerine
Çocukları korumak yalnızca onları tehlikelerden uzak tutmak değildir. Aynı zamanda onların kendilerini ifade edebilecekleri bir güven ortamı kurmaktır.
Çocuklar korktuklarında, utandıklarında ya da kafaları karıştığında ilk olarak ailelerine gidebilmelidir. Bunun yolu da erken yaşlardan itibaren kurulan açık, güvenli ve yargısız bir iletişimden geçer.
Çocuk şunu bilirse konuşur:
“Ne olursa olsun ailem beni dinler.”
Ve bazen bir çocuğun kendini koruyabilmesinin en güçlü yolu, anlatabileceğini bilmesidir.

