KAPADOKYA ÜNİVERSİTESİ
Türkan Özdemir
Köşe Yazarı
Türkan Özdemir
 

Çocuğun sınırı yoksa dünyası güvende değildir

Son yıllarda çocuklarla ilgili en çok karşılaştığım cümlelerden biri şu: “Onu üzmek istemiyorum.” Bu cümle ilk bakışta çok şefkatli gibi duruyor. Ama biraz yakından baktığınızda altında büyük bir boşluk görüyorsunuz. Çünkü üzülmemesi için her şeyine izin verilen çocuklar, zamanla neye güveneceğini, nerede duracağını, kime yaslanacağını bilemez hale geliyor. Sınır, çocuğun dünyasında bir duvar değildir. Sınır, çocuğun tutunabileceği bir çerçevedir. Bir çocuk sınırsız bırakıldığında özgür olmaz. Aksine, kontrol edemediği bir alanın içinde yalnız kalır. Ne kadar ileri gidebileceğini bilmez. Ne zaman durması gerektiğini kestiremez. Ve bu belirsizlik, çocuğun iç dünyasında ciddi bir güvensizlik yaratır. Ben bunu sahada çok net görüyorum. Sınırları net olmayan çocuklar ya aşırı kontrolcü olur ya da tamamen dağılır. Çünkü sınır, çocuğa şunu öğretir: “Biri beni görüyor. Biri beni tutuyor. Biri sorumluluğu alıyor.” Sınır koymaktan kaçınan yetişkinler genellikle şunu söyler: “Hayır demek içime sinmiyor.” “Kalbi kırılmasın.” “Çok hassas.” Ama şunu net söylemek gerekiyor: Çocuğun kalbi, sınır yüzünden kırılmaz. Çocuğun kalbi, yönsüzlük yüzünden yorulur. Her istediği yapılan, her davranışı tolere edilen, her duygusu hemen yatıştırılan çocuklar dışarıdan rahat gibi görünür. Ama iç dünyalarında ciddi bir karmaşa yaşarlar. Çünkü hayat onlara bu kadar sınırsız davranmaz. Okulda, sosyal hayatta, ilişkilerde sınırlar vardır. Ve evde bu sınırları hiç deneyimlememiş bir çocuk, gerçek dünyayla karşılaştığında sarsılır. Sınır koymak, bağırmak değildir. Sınır koymak, ceza vermek değildir. Sınır koymak, sevgi çekmek hiç değildir. Sınır; sakin, net ve kararlı bir duruştur. “Bunu yapmana izin veremem.” “Şu an bu mümkün değil.” “Bu davranış doğru değil.” Bu cümleler çocuğu incitmez. Aksine, çocuğun dünyasını düzenler. Çünkü çocuk bilir ki, her şey onun omzunda değildir. Bir yetişkin vardır ve yönü o belirler. Bugün birçok çocukta gördüğümüz öfke patlamalarının, tahammülsüzlüğün ve kontrol ihtiyacının altında çoğu zaman sınır eksikliği yatar. Çocuk, sınırı kendisi koymaya çalışır. Çünkü bir yetişkin koymamıştır. Bu da çocuğu olması gerekenden çok daha erken bir yükle baş başa bırakır. Aileler bazen şunu fark etmez: Çocuk sınırları zorladığında aslında şunu sorar: “Burada beni tutan biri var mı?” Ve her seferinde sınır geri çekildiğinde, çocuk içten içe biraz daha güvensiz hisseder. Bir çocuğun “hayır”la karşılaşması, reddedilmesi değildir. Bu, dünyada başka insanların da olduğunu öğrenmesidir. Sınır, çocuğa empatiyi öğretir. Beklemeyi öğretir. İlişkide durmayı öğretir. Ve en önemlisi, güven duygusunu öğretir. Çünkü sınır olan yerde kaos azalır. Kaos azaldığında çocuk rahatlar. Bazı aileler sınır koymayı otoriterlikle karıştırıyor. Oysa sınır, baskı değildir. Sınır, ilişkinin ayakta kalma şeklidir. Net ama sevgi dolu bir duruş, çocuğun hem kendine hem başkalarına saygı duymasını sağlar. Sınırları olan çocuk daha mı mutsuz olur? Hayır. Daha güvende olur. Güvende hisseden çocuk da zamanla daha sakin, daha dengeli ve daha işbirlikçi olur. Çünkü dünyası öngörülebilirdir. Sürpriz cezalar yoktur, belirsizlik yoktur, neyin kabul edilir neyin edilmez olduğu nettir. Şunu unutmamak gerekir: Çocuklar sınırları sevdikleri için değil, ihtiyaç duydukları için isterler. Ve sınır koymak, ebeveynliğin en cesur yanıdır. Çünkü kısa vadede zor, uzun vadede koruyucudur. Çocuğu hayata hazırlayan şey sınırsız özgürlük değil; sevgiyle çizilmiş sınırlar içinde büyümektir. Çocuğun sınırı yoksa dünyası güvende değildir. Ama sınır varsa, çocuk yalnız değildir. Ve bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.
Ekleme Tarihi: 19 Ocak 2026 -Pazartesi

Çocuğun sınırı yoksa dünyası güvende değildir

Son yıllarda çocuklarla ilgili en çok karşılaştığım cümlelerden biri şu:

“Onu üzmek istemiyorum.”

Bu cümle ilk bakışta çok şefkatli gibi duruyor. Ama biraz yakından baktığınızda altında büyük bir boşluk görüyorsunuz. Çünkü üzülmemesi için her şeyine izin verilen çocuklar, zamanla neye güveneceğini, nerede duracağını, kime yaslanacağını bilemez hale geliyor.

Sınır, çocuğun dünyasında bir duvar değildir.

Sınır, çocuğun tutunabileceği bir çerçevedir.

Bir çocuk sınırsız bırakıldığında özgür olmaz. Aksine, kontrol edemediği bir alanın içinde yalnız kalır. Ne kadar ileri gidebileceğini bilmez. Ne zaman durması gerektiğini kestiremez. Ve bu belirsizlik, çocuğun iç dünyasında ciddi bir güvensizlik yaratır.

Ben bunu sahada çok net görüyorum. Sınırları net olmayan çocuklar ya aşırı kontrolcü olur ya da tamamen dağılır. Çünkü sınır, çocuğa şunu öğretir:

“Biri beni görüyor. Biri beni tutuyor. Biri sorumluluğu alıyor.”

Sınır koymaktan kaçınan yetişkinler genellikle şunu söyler:

“Hayır demek içime sinmiyor.”

“Kalbi kırılmasın.”

“Çok hassas.”

Ama şunu net söylemek gerekiyor:

Çocuğun kalbi, sınır yüzünden kırılmaz.

Çocuğun kalbi, yönsüzlük yüzünden yorulur.

Her istediği yapılan, her davranışı tolere edilen, her duygusu hemen yatıştırılan çocuklar dışarıdan rahat gibi görünür. Ama iç dünyalarında ciddi bir karmaşa yaşarlar. Çünkü hayat onlara bu kadar sınırsız davranmaz. Okulda, sosyal hayatta, ilişkilerde sınırlar vardır. Ve evde bu sınırları hiç deneyimlememiş bir çocuk, gerçek dünyayla karşılaştığında sarsılır.

Sınır koymak, bağırmak değildir.

Sınır koymak, ceza vermek değildir.

Sınır koymak, sevgi çekmek hiç değildir.

Sınır; sakin, net ve kararlı bir duruştur.

“Bunu yapmana izin veremem.”

“Şu an bu mümkün değil.”

“Bu davranış doğru değil.”

Bu cümleler çocuğu incitmez. Aksine, çocuğun dünyasını düzenler. Çünkü çocuk bilir ki, her şey onun omzunda değildir. Bir yetişkin vardır ve yönü o belirler.

Bugün birçok çocukta gördüğümüz öfke patlamalarının, tahammülsüzlüğün ve kontrol ihtiyacının altında çoğu zaman sınır eksikliği yatar. Çocuk, sınırı kendisi koymaya çalışır. Çünkü bir yetişkin koymamıştır. Bu da çocuğu olması gerekenden çok daha erken bir yükle baş başa bırakır.

Aileler bazen şunu fark etmez:

Çocuk sınırları zorladığında aslında şunu sorar:

“Burada beni tutan biri var mı?”

Ve her seferinde sınır geri çekildiğinde, çocuk içten içe biraz daha güvensiz hisseder.

Bir çocuğun “hayır”la karşılaşması, reddedilmesi değildir.

Bu, dünyada başka insanların da olduğunu öğrenmesidir.

Sınır, çocuğa empatiyi öğretir. Beklemeyi öğretir. İlişkide durmayı öğretir. Ve en önemlisi, güven duygusunu öğretir. Çünkü sınır olan yerde kaos azalır. Kaos azaldığında çocuk rahatlar.

Bazı aileler sınır koymayı otoriterlikle karıştırıyor. Oysa sınır, baskı değildir. Sınır, ilişkinin ayakta kalma şeklidir. Net ama sevgi dolu bir duruş, çocuğun hem kendine hem başkalarına saygı duymasını sağlar.

Sınırları olan çocuk daha mı mutsuz olur?

Hayır. Daha güvende olur.

Güvende hisseden çocuk da zamanla daha sakin, daha dengeli ve daha işbirlikçi olur. Çünkü dünyası öngörülebilirdir. Sürpriz cezalar yoktur, belirsizlik yoktur, neyin kabul edilir neyin edilmez olduğu nettir.

Şunu unutmamak gerekir:

Çocuklar sınırları sevdikleri için değil, ihtiyaç duydukları için isterler.

Ve sınır koymak, ebeveynliğin en cesur yanıdır. Çünkü kısa vadede zor, uzun vadede koruyucudur. Çocuğu hayata hazırlayan şey sınırsız özgürlük değil; sevgiyle çizilmiş sınırlar içinde büyümektir.

Çocuğun sınırı yoksa dünyası güvende değildir.

Ama sınır varsa, çocuk yalnız değildir.

Ve bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lalehaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mustafa ÇANKAL (masterchef)
(12.01.2026 15:34 - #271)
Değerli yazarımız Türkan ÖZDEMİR hanım bu yazısında, Çocuk büyütmek ile çocuk eğitmek arasındaki farkı çok net bir şekilde ortaya koymuş. Trafikte hız sınırı vardır, Devletlerin sınırı vardir, İnsanların sınırı vardır, Para harcamanın sınırı vardır, uçakların rotasını belirleyen sınırları vardır... Sınırlara uymazssak sosyal hayat ve güvenlik olmaz. Sınırlar çocukken konulmalı ve oğretilmelidir. Çünkü "AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR..." Türkan ÖZDEMİR hanıma bu güzel paylaşımı için Teşekkür ederim...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lalehaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.