Bazı geceler uyuruz, bazı geceler ise içimizde bir şey uyanır.
Ben, bazı rüyaların sabaha kadar bizimle kalmadığına inanıyorum. Gözümüzü açtığımızda bitmiyorlar. Bir cümle gibi aklımızda kalıyor, bir his gibi içimize yerleşiyor, bazen de hiç beklemediğimiz bir zamanda hayatın tam ortasında karşımıza çıkıyorlar.
Benim rüyalarımın bana bir şeyler anlattığını gerçekten biliyorum.
Bazılarını gördüğümde anlamıyorum belki… Ama sonra hayat bir yerinden dokunuyor ve dönüp bakıyorum:
“Ben bunu daha önce görmüştüm.”
Belki herkesin rüyası kendine göre bir dil konuşuyordur.
Benimki bazen geleceğe dair küçük bir fısıltı gibi geliyor.
Ama galiba rüyalar sadece geceleri gördüklerimiz değil.
Bir de gözlerimiz açıkken kurduklarımız var.
Çocukken ne kadar büyük hayallerimiz vardı…
Dünyanın bizim için kocaman olduğunu düşünür, hiçbir şeyi imkânsız görmezdik. Bir gün şunu olacağım, bir gün buraya gideceğim, bir gün böyle yaşayacağım diye anlatırdık.
Sonra büyüdük.
Ve birileri bize hayal kurmadan önce gerçekçi olmayı öğretti.
“Gerçekçi ol.”
Ne tuhaf…
Çocukken bize hayal kurmayı öğreten dünya, büyüyünce hayallerimizi küçültmeyi öğretti.
Biz de zamanla bazı isteklerimizi erteledik.
“Şimdi zamanı değil.”
“Sonra yaparım.”
“Bunun sırası değil.”
“Artık olmaz.”
Bazen de kendi istediğimiz hayatı değil, başkalarının bize uygun gördüğü hayatı yaşamaya başladık.
Çünkü insan büyüdükçe yalnızca yaş almıyor.
Üzerine başkalarının cümlelerini de alıyor.
Nasıl davranması gerektiğini, neyi istemesi gerektiğini, ne zaman susacağını, ne zaman vazgeçeceğini…
Ve bir gün, kırkına yaklaşırken bazı şeyler yerine oturmaya başlıyor.
İnsan ilk kez kendine daha dürüst bakıyor.
Kimseyi memnun etmek için değil, gerçekten kendisi ne istiyor diye soruyor.
İşte o zaman anlıyor insan;
Belki de bazı hayallerimiz gerçekleşmedi diye yanlış değildik.
Belki sadece onları gerçekleştirmek için kendimize yeterince zaman vermemiştik.
Hayatın bize biçtiği role sığmakla, kendi hayatımızı yaşamak aynı şey değil.
Ben artık bunu daha iyi biliyorum.
Ve içimden geçen güzel şeyleri sırf birileri “olmaz” dedi diye susturmuyorum.
Çünkü bazı isteklerin yaşı yok.
Bazı başlangıçların takvimi yok.
Bazı hayallerin de son kullanma tarihi yok.
Ben artık rüyalarımı küçültmüyorum.
Çünkü insanın kendine kurduğu en büyük haksızlık, bir zamanlar gönlünden geçen şeylere “artık olmaz” demektir.
Belki de bazı rüyalar gerçekleşmek için değil, bize hâlâ kim olduğumuzu hatırlatmak için gelir.
Ve ben, hem uykuda gördüğüm rüyalara hem de gözlerim açıkken kurduklarıma biraz daha dikkat ediyorum.
Çünkü insan bazen hayatının yönünü büyük kararlarla değil, içinde sessizce büyüttüğü küçücük bir rüyayla değiştiriyor.
Belki de bazı rüyalar sadece görülmez. Bazıları, zamanı geldiğinde yaşanır.

