İnsan bazen taşıdığı ağırlıktan değil, kimsenin fark etmediği yüklerden yorulur.
Hayat bize çoğu zaman yalnızca görünen yüzleri gösterir. Bir insanın gülümsemesinin ardında
sakladığı kırgınlıkları, sessizliğinin içinde büyüttüğü mücadeleleri bilemeyiz. Çünkü on herkesin içinde, dışarıdan görünmeyen bir hikâye vardır.
Bir annenin kimseye göstermediği yorgunluğu…
Bir babanın ailesi için içine attığı endişeleri…
Bir gencin geleceğe dair taşıdığı sessiz korkuları…
Ya da her sabah “İyiyim.” diyerek güne başlayan bir insanın kendi içinde verdiği mücadeleyi…
Bazen insanın en ağır yükü omuzlarında değil, kalbindedir.
Özellikle kadınlar bilir bu sessiz mücadeleyi. Onlar çoğu zaman güçlü oldukları için değil, hayat onlara güçlü kalmayı öğrettiği için ayakta dururlar. Bir evin huzurunda, bir çocuğun geleceğinde, bir ailenin umudunda ve hayatın her alanındaki emekte kadınların görünmeyen izleri vardır.
Ancak belki de artık kadınlardan her zaman güçlü olmalarını beklemek yerine; onların da yorulabileceğini, kırılabileceğini ve bazen sadece anlaşılmaya ihtiyaç duyabileceğini hatırlamanın zamanı geldi.
Çünkü gerçek güç hiç düşmemek değildir. Gerçek güç; düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmek, yorulduğunda bunu kabul edebilmek ve tüm yaşanmışlıklara rağmen iyiliği seçebilmektir.
Bugün belki de hepimizin ihtiyacı olan şey daha fazla konuşmak değil, daha fazla dinlemektir.
Çünkü insan anlaşılmadığında yalnızlaşır.
Bazen bir telefon kadar yakınımızdaki bir insana “Nasılsın?” demeyi unutuyoruz. Oysa samimi bir cümle, içten bir tebessüm ya da karşılık beklemeden yapılan küçük bir iyilik; bir insanın hayatına dokunmaya yeter.
Hayatı değiştiren şey her zaman büyük mucizeler değildir. Bazen küçük ama gerçek dokunuşlardır insanın hafızasında kalan.
Ben inanıyorum ki dünya, birbirimizi daha çok gördüğümüzde ve daha çok anladığımızda güzelleşecek.
Çünkü herkesin içinde anlatılmayı bekleyen bir hikâye vardır.
Ve bazen bir insanın hayatına dokunmak için büyük şeyler yapmaya gerek yoktur.
Bazen sadece görmek yeterlidir.
Bazen sadece dinlemek…
Bazen sadece “Buradayım.” diyebilmek…
Çünkü insan, en çok görülmediğinde yorulur.
Ve insan, en çok anlaşıldığında iyileşir.
Mehtap Konak
İnsanı fark etmek, görünmeyeni anlatmak, umut bırakmak.

