KAPADOKYA ÜNİVERSİTESİ
Zeynep Betül Dursun
Köşe Yazarı
Zeynep Betül Dursun
 

TYT’de Süre Neden Yetmez?

TYT sonrasında öğrencilerimden en sık duyduğum ifadelerden biri şudur: “Hocam eskiden süre yetiyordu, şimdi yetiştiremiyorum.”   İlk bakışta bu durum bir çelişki gibi görünür. Çünkü öğrenci ilerledikçe konu bilgisi artar, pratik kazanır ve doğal olarak daha hızlı olması beklenir. Ancak sahadaki gözlemler bunun her zaman böyle işlemediğini gösterir.   Sürecin başında, konu hâkimiyeti sınırlı olan öğrenciler çözemedikleri soruları daha hızlı geçme eğilimindedir. Bu durum, farkında olmadan bir zaman avantajı yaratır. Öğrenci seçici davranır; yapabildiği sorulara odaklanır ve geri kalanını elemeden bırakır.   Konu bilgisi arttıkça tablo değişir. Öğrenci artık daha fazla soruyu “çözebilir” duruma gelir. Bu noktada bilişsel süreç farklı bir yöne evrilir: Her soruya zaman ayırma eğilimi artar.   Bu değişim iki önemli sonucu beraberinde getirir:   1. Karar verme süresi uzar. Öğrenci, artık soruyu boş bırakmak ile çözmek arasında daha fazla düşünür. Şıkları eleme, farklı çözüm yollarını deneme ve doğruya ulaşma çabası, her soru başına harcanan süreyi artırır.   2. Mikro takılmalar birikmeye başlar. Özellikle paragraf, problem ve yorum sorularında yaşanan küçük tereddütler toplam süre üzerinde ciddi bir yük oluşturur. Tek başına önemsiz görünen bu gecikmeler, sınavın genelinde dakikalara dönüşür.   Bu noktada ortaya çıkan durum şudur: Bilgi arttıkça hız otomatik olarak artmaz. Aksine, doğru yönetilmezse süre kullanımı zorlaşır.   TYT’nin yapısı da bu durumu destekler niteliktedir. Sınav yalnızca doğru cevabı bulmayı değil; doğru cevaba en kısa sürede ulaşabilmeyi ölçer. Bu nedenle bilgi ile birlikte karar verme becerisinin de gelişmesi gerekir.   Burada kritik olan, öğrencinin her soruya aynı yaklaşımı göstermemesidir. Tüm soruları çözmeye çalışmak ile sınavı yönetmek aynı şey değildir.   Bu süreçte şu ayrım net bir şekilde yapılmalıdır:                •             Çözülebilir sorular                •             Zaman kaybettiren sorular   Bu ayrımı yapamayan öğrenciler, bilgiye sahip olmalarına rağmen süre problemi yaşamaya devam eder.   Özellikle bu dönemde, yani sınava çok az kalmışken öğrencilerin çözmek istedikleri soru sayısı artar. Bu doğal bir süreçtir. Ancak bu artış, beraberinde zaman baskısını da getirir. Çünkü artık sınav, sadece bilgiyle değil; seçicilik ve hız dengesiyle yürütülmelidir.   Bu noktada bir diğer kritik konu ise sınav içi stratejidir. Türkçe, Matematik, Fen ve Sosyal testlerinin hangi sırayla çözüleceği ve her birine ne kadar süre ayrılacağı, süre yönetiminin doğrudan belirleyicisidir.   Sahada farklı stratejilerle karşılaşılır: Bazı öğrenciler Türkçe’den başlayıp sona doğru ilerler, bazıları Türkçe’yi sondan başlatır, bazıları ise tüm testleri hızlıca tarayıp Matematik’i sona bırakarak en geniş zamanı ayırmayı tercih eder.   Bu yöntemlerin hiçbiri tek başına doğru ya da yanlış değildir. Ancak önemli olan, öğrencinin kendisi için en verimli sistemi bulmuş olmasıdır.   Çünkü sınav anında karar verilmez; sınav öncesinde karar verilir.   Bu nedenle deneme sürecinde mutlaka bir çözüm sırası ve zaman dağılımı oturtulmalıdır. Hangi derste ne kadar süre harcandığı, nerede hız kaybı yaşandığı ve hangi sıranın daha verimli olduğu ancak denemeler üzerinden netleşir.   Sonuç olarak TYT’de süre problemi çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil; artan bilgiyle birlikte değişen çözme davranışının ve sınav stratejisinin doğru yönetilememesinden kaynaklanır.   Bu yüzden hedef yalnızca daha fazla soru çözmek değil, hangi soruya ne kadar zaman ayrılacağını ve sınavın nasıl yönetileceğini netleştirmektir.   Çünkü TYT’de farkı yaratan, her soruyu çözmek değil; doğru soruları doğru sürede ve doğru sırayla çözebilmektir.
Ekleme Tarihi: 13 Nisan 2026 -Pazartesi

TYT’de Süre Neden Yetmez?

TYT sonrasında öğrencilerimden en sık duyduğum ifadelerden biri şudur:

“Hocam eskiden süre yetiyordu, şimdi yetiştiremiyorum.”

 

İlk bakışta bu durum bir çelişki gibi görünür. Çünkü öğrenci ilerledikçe konu bilgisi artar, pratik kazanır ve doğal olarak daha hızlı olması beklenir. Ancak sahadaki gözlemler bunun her zaman böyle işlemediğini gösterir.

 

Sürecin başında, konu hâkimiyeti sınırlı olan öğrenciler çözemedikleri soruları daha hızlı geçme eğilimindedir. Bu durum, farkında olmadan bir zaman avantajı yaratır. Öğrenci seçici davranır; yapabildiği sorulara odaklanır ve geri kalanını elemeden bırakır.

 

Konu bilgisi arttıkça tablo değişir.

Öğrenci artık daha fazla soruyu “çözebilir” duruma gelir. Bu noktada bilişsel süreç farklı bir yöne evrilir:

Her soruya zaman ayırma eğilimi artar.

 

Bu değişim iki önemli sonucu beraberinde getirir:

 

1. Karar verme süresi uzar.

Öğrenci, artık soruyu boş bırakmak ile çözmek arasında daha fazla düşünür. Şıkları eleme, farklı çözüm yollarını deneme ve doğruya ulaşma çabası, her soru başına harcanan süreyi artırır.

 

2. Mikro takılmalar birikmeye başlar.

Özellikle paragraf, problem ve yorum sorularında yaşanan küçük tereddütler toplam süre üzerinde ciddi bir yük oluşturur. Tek başına önemsiz görünen bu gecikmeler, sınavın genelinde dakikalara dönüşür.

 

Bu noktada ortaya çıkan durum şudur:

Bilgi arttıkça hız otomatik olarak artmaz. Aksine, doğru yönetilmezse süre kullanımı zorlaşır.

 

TYT’nin yapısı da bu durumu destekler niteliktedir.

Sınav yalnızca doğru cevabı bulmayı değil; doğru cevaba en kısa sürede ulaşabilmeyi ölçer. Bu nedenle bilgi ile birlikte karar verme becerisinin de gelişmesi gerekir.

 

Burada kritik olan, öğrencinin her soruya aynı yaklaşımı göstermemesidir.

Tüm soruları çözmeye çalışmak ile sınavı yönetmek aynı şey değildir.

 

Bu süreçte şu ayrım net bir şekilde yapılmalıdır:

               •             Çözülebilir sorular

               •             Zaman kaybettiren sorular

 

Bu ayrımı yapamayan öğrenciler, bilgiye sahip olmalarına rağmen süre problemi yaşamaya devam eder.

 

Özellikle bu dönemde, yani sınava çok az kalmışken öğrencilerin çözmek istedikleri soru sayısı artar. Bu doğal bir süreçtir. Ancak bu artış, beraberinde zaman baskısını da getirir. Çünkü artık sınav, sadece bilgiyle değil; seçicilik ve hız dengesiyle yürütülmelidir.

 

Bu noktada bir diğer kritik konu ise sınav içi stratejidir.

Türkçe, Matematik, Fen ve Sosyal testlerinin hangi sırayla çözüleceği ve her birine ne kadar süre ayrılacağı, süre yönetiminin doğrudan belirleyicisidir.

 

Sahada farklı stratejilerle karşılaşılır:

Bazı öğrenciler Türkçe’den başlayıp sona doğru ilerler, bazıları Türkçe’yi sondan başlatır, bazıları ise tüm testleri hızlıca tarayıp Matematik’i sona bırakarak en geniş zamanı ayırmayı tercih eder.

 

Bu yöntemlerin hiçbiri tek başına doğru ya da yanlış değildir.

Ancak önemli olan, öğrencinin kendisi için en verimli sistemi bulmuş olmasıdır.

 

Çünkü sınav anında karar verilmez; sınav öncesinde karar verilir.

 

Bu nedenle deneme sürecinde mutlaka bir çözüm sırası ve zaman dağılımı oturtulmalıdır.

Hangi derste ne kadar süre harcandığı, nerede hız kaybı yaşandığı ve hangi sıranın daha verimli olduğu ancak denemeler üzerinden netleşir.

 

Sonuç olarak TYT’de süre problemi çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil; artan bilgiyle birlikte değişen çözme davranışının ve sınav stratejisinin doğru yönetilememesinden kaynaklanır.

 

Bu yüzden hedef yalnızca daha fazla soru çözmek değil, hangi soruya ne kadar zaman ayrılacağını ve sınavın nasıl yönetileceğini netleştirmektir.

 

Çünkü TYT’de farkı yaratan, her soruyu çözmek değil; doğru soruları doğru sürede ve doğru sırayla çözebilmektir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lalehaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.