“Hocam ben matematik yapamıyorum.”
Bu cümleyi her yıl onlarca öğrenciden duyuyorum. İlginç olan şu ki bu cümleyi kuran öğrencilerin büyük bir kısmı çalışmıyor değil, aksine çok çalışıyor. Ama yanlış yerden.
YKS’de ölçülen matematik, iki farklı beceriyi aynı potada sunuyor: TYT Matematik ve AYT Matematik. Ve bu ikisi aynı şekilde çalışılmaz.
Matematik, zekâyı ölçen bir ders değildir.
Doğru stratejiyi, doğru sırayla ve doğru psikolojiyle uygulayabilen öğrenciyi seçer.
Bugün matematikte zorlanan öğrencilerin en büyük problemi konu eksiği sanılan ama aslında plan ve analiz eksikliği olan bir süreç yaşamalarıdır. Öğrenci konu anlatım videosu izler, ardından yüzlerce soru çözer ama denemede neti artmaz. Çünkü matematikte ilerleme, çözülen soru sayısıyla değil; yanlışların ne kadar doğru analiz edildiğiyle gelir.
Özellikle TYT Matematik, bilgiden çok yorumu ölçer. Aynı konudan gelen iki sorudan biri yapılırken diğeri kaçıyorsa, sorun çoğu zaman konu değil; okuma, dikkat ve karar verme süresidir. Bu yüzden TYT netleri sık dalgalanır. Öğrenci bilir ama soruyu yönetemez.
AYT Matematik ise daha sistemlidir. Limit, türev, integral gibi konular; doğru sırayla ve derinlikte çalışıldığında karşılığını verir. AYT’de aylarca aynı netlerde kalmanın sebebi genellikle kapasite değil; temel eksikleri görmezden gelerek ilerlemeye çalışmaktır.
Bir diğer büyük hata da “her konuyu bitirmeden denemeye girmem” düşüncesidir. Oysa YKS matematikte 10–12 net, tüm konulara yüzeysel hâkim olmakla değil; doğru seçilmiş konulara sağlam hâkim olmakla gelir. Bu durum TYT için hız ve yorumda, AYT içinse yapı ve sistemde kendini gösterir.
Koçluk sürecinde sıkça gördüğüm bir durum var:
Aynı netlerde aylarca takılı kalan öğrenciler…
Sebep ne dersin kendisi, ne de kapasite. Sebep, öğrencinin kendi hatasını tanımaması. Çünkü deneme sonrası sadece nete bakılıyor; yanlışlara değil.
Oysa matematikte asıl gelişim, denemeden sonra başlar.
Hangi soru bilgi eksikliği, hangisi dikkat, hangisi panik?
Bu ayrımı yapamayan öğrenci, ister TYT ister AYT olsun, her denemede aynı döngüyü yaşar.
Matematik aynı zamanda psikolojik bir derstir. Özellikle TYT’de süre baskısı ve “yapamıyorum” etiketi öğrencinin elini kilitlerken, AYT’de bu baskı yerini “geç kaldım” kaygısına bırakır. Bu noktada öğrenciye sadece “daha çok çöz” demek yetmez. Ona, nasıl düşüneceğini ve nerede duracağını öğretmek gerekir.
Öğrenci koçu olarak uyguladığımız yöntem matematiği tek bir başlık altında değil, sürecin doğasına göre ele almak…
Öğrencinin seviyesine uygun hedef koymak, yükünü hafifletmek ve özgüvenini yeniden inşa etmek.
Unutulmamalı ki matematik netleri yükselir.
Doğru sistem kurulduğunda, doğru zamanda doğru hamle yapıldığında…
Sorun matematik değil.
Sorun, matematiğe nasıl yaklaşıldığı…

