YKS’ye sayılı günler kala öğrenciler arasında benzer cümleleri daha sık duymaya başlıyoruz:
“Artık çok yoruldum…”
“Çalışıyorum ama verim alamıyorum…”
“Bir gün çok iyi geçiyor, ertesi gün tamamen düşüyorum…”
Aslında bu durum yalnızca birkaç öğrencinin yaşadığı bir problem değil. Sınava hazırlanan hemen hemen herkes, son düzlükte benzer bir zihinsel yorgunluğun içine giriyor. Çünkü YKS süreci sadece akademik bilgiyle yürütülen bir süreç değil; aynı zamanda ciddi bir psikolojik dayanıklılık süreci.
Öğrenciler genellikle sınavı yalnızca konu bilgisi üzerinden değerlendiriyor. Eksik konularını tamamlamaya, daha fazla soru çözmeye ve daha çok kaynak bitirmeye odaklanıyorlar. Fakat son haftalara gelindiğinde tablo değişmeye başlıyor. Çünkü bu noktadan sonra öğrenciyi zorlayan şey çoğu zaman bilgi eksikliği değil; kaygı, baskı ve zihinsel yorgunluk oluyor.
Özellikle son dönemde öğrencilerin en büyük problemlerinden biri kendi performanslarını sürekli sorgulamaları. Bir denemede net düştüğünde moral tamamen bozulabiliyor. Çevresindeki öğrencilerin çalışma temposunu görmek, sosyal medyada sürekli başarı hikâyelerine denk gelmek ya da “yetişmeyecek” korkusu yaşamak öğrencinin psikolojisini doğrudan etkiliyor.
Oysa unutulmaması gereken önemli bir gerçek var:
Son düzlüğe girildiğinde herkes yorulur.
Başarılı öğrencilerle diğer öğrenciler arasındaki fark çoğu zaman burada ortaya çıkar. Çünkü başarıyı belirleyen şey yalnızca bilgi seviyesi değildir. Moral bozulduğunda yeniden masaya dönebilmek, kötü geçen bir denemeden sonra süreci bırakmamak ve kaygıyı yönetebilmek de başarının önemli bir parçasıdır.
Bu süreçte öğrencilerin yaptığı en büyük hatalardan biri de kendilerini tamamen motivasyonla yönetmeye çalışmalarıdır. Her gün aynı enerjiyle çalışmak mümkün değildir. Önemli olan, motivasyon düştüğünde bile düzeni tamamen kaybetmemektir. Çünkü YKS hazırlığı kısa süreli bir heves değil, uzun süreli bir istikrar işidir.
Ayrıca son haftalarda öğrencilerin sürekli eksiklerine odaklanması da psikolojik baskıyı artırıyor. Yapılamayan sorular, yetişmeyen konular ya da istenilen seviyeye ulaşmayan netler öğrencinin kendisini başarısız hissetmesine neden olabiliyor. Halbuki bu dönemde önemli olan kusursuz olmak değil, mevcut performansı koruyabilmek ve sürecin içinde kalabilmektir.
YKS’nin son düzlüğünde psikoloji bu yüzden her şeydir. Çünkü bilgi, ancak doğru bir zihinsel durumla birleştiğinde performansa dönüşebilir. Çok çalışan ama kaygısını yönetemeyen bir öğrenciyle; eksikleri olsa bile sınav anında sakin kalabilen bir öğrencinin sonucu birbirinden çok farklı olabilir.
Bu nedenle öğrencilerin son haftalarda yalnızca ders programlarını değil, zihinsel dayanıklılıklarını da korumaları gerekiyor. Bazen birkaç neti belirleyen şey bir konu fazlası değil; panik yapmadan devam edebilmektir.
Çünkü sınavı çoğu zaman sadece en çok çalışan değil, süreç boyunca psikolojik olarak ayakta kalabilen öğrenci kazanır.

