YKS’ye haftalar kala öğrencilerden en sık duyduğum cümle şu:
“Hocam artık ne olacaksa olsun.”
Bu cümle bir rahatlama değil, bir yorgunluğun ve tükenmişliğin dışa vurumudur.
Aylarca çalışmış, belli bir noktaya gelmiş bir öğrenci için bu his çok normaldir.
Ama tehlikeli olan hissetmek değil, bu hisle birlikte tempoyu düşürmektir.
“Son düzlükte en büyük hata: Yavaşlamak”
Bu dönemde öğrencilerin çoğu fark etmeden şunu yapar:
• Çalışma saatlerini azaltır
• “Zaten bunca zamandır çalıştım” diyerek gevşer
• Denemeleri aksatır
• Konu eksiklerini ertelemeye başlar
Ve en kritik düşünce devreye girer:
“Bu saatten sonra ne değişecek ki?”
Oysa tam da bu noktada yapılan her küçük ihmal, sınav sonucuna doğrudan etki eder.
Bu süreçte:
• Bir deneme fazlası çözmek
• Bir konuyu netleştirmek
• Bir yanlışın nedenini anlamak
seni binlerce kişinin önüne geçirebilir.
“Yorgunluk normal, vazgeçmek değil”
Mayıs ayı bilgi eksiğinden çok, dayanıklılığın test edildiği bir dönemdir.
Herkes yorulur.
Herkes sıkılır.
Herkes “yeter artık” der.
Ama farkı yaratanlar, bu hissi yaşayıp yine de devam edenlerdir.
Çünkü bu süreçte rakiplerin de seninle aynı durumda.
Ama herkes aynı şekilde devam etmiyor.
Kimisi ayağını gazdan çekiyor, kimisi sonuna kadar basmaya devam ediyor.
“Peki ne yapmalı?”
Bu dönemde mucizevi değişikliklere değil, istikrarı korumaya ihtiyaç var.
• Denemeler düzenli çözülmeye devam edilmeli
• Eksik konular tamamen bırakılmamalı
• Ama mükemmeliyetçilik tuzağına da düşülmemeli
• Yapılan çalışmalar analizle desteklenmeli
Burada önemli olan çok çalışmak değil, çalışmayı bırakmamaktır.
Mayıs ayı, çoğu öğrencinin düştüğü, az bir kısmının ise yükseldiği aydır.
Bu yüzden kendine şunu hatırlat:
Bugün gösterdiğin disiplin,nsınav günü alacağın sonucun temelini oluşturur.
Yorgun olabilirsin.
Motivasyonun düşmüş olabilir.
Ama bu, durman gerektiği anlamına gelmez.
Çünkü bu sınavda kazananlar,
en çok bilenler değil; en son ana kadar devam edebilenlerdir.

