KARDELEN KOLEJİ
Sitenin sağında bir giydirme reklam
NEMS
Neslihan Atmaca
Köşe Yazarı
Neslihan Atmaca
 

Çocuğumuzdaki bizin varlığı

Çocuğun kendisi ile barışık olması, kendisini sevmesi ve kabul etmesi özgüven geliştirme açısından gereken hissiyatlardır. Çocuk için önemli olan, güven, duyarlılık, ilgi ve destek duyguları ileride kişiliğinin sağlıklı olarak gelişmesi için gereken vazgeçilmez unsurlardır. Bu anlamda çocuğuna gereken desteği vermeyen aileler kadar, aşırı koruyucu bir tutum sergileyen aileler de özgüven noktasında sorun yaşanmasına sebebiyet verirler. Çocuğun yapması gereken şeyleri yapmaya çalışan, onun adına düşünen ve karar veren aileler bir ömür boyu bu kontrolü sağlayacaklarını sanarak farkında olmadan çocuklarında telafisi olmayan sorunların gelişmesine neden olurlar. Tek başına karar alamayan ve sürekli yaptıkları davranışlarda onay bekleyen çocukların özgüveni zedelenir. Aşırı korumacı tutumun yanında, başkaları ile çocuğu kıyaslama yapmak ya da çocuğun başarısını kendi başarısı gibi görüp bu anlamda baskı yaratmak çocuğun ilerlemesine engel olarak onun hayattan kopmasına neden olur. Öğrencilerimle yaptığım görüşmelerde hala bazı ailelerin “neden 98 aldın?100 neden olmadı?” şeklindeki baskılarının devam ettiğini görmek çok üzücü. Bu durumu aile ile konuştuğumuzda kıyaslamayı örnek vermek amacı ile yaptıklarını söylediklerinde aslında istemeden ne kadar zarar verdiklerini farkında bile olmadıklarına şahit oluyorum. Oysaki, her çocuğun kendine has bir kişiliği, kapasitesi ve yeteneği vardır. Herkes yüksek not alarak değer görmek istemez. Kaldı ki değerin kriteri başarı ya da bu anlamda alınan not olmamalıdır. Çocuk hiçbir özelliğinin olmadığını hissettiğinde, kendi var olan gücüne inanmamaya başlar. Çocuğumuzun aldığı not bizim değildir sevgili velilerim! Bizim başarımız alınan notun rakamsal değeri ile değil, çocuğumuzun kendisine inanması ile anlam kazanır. Özgüven dediğimiz şey; hayatlarımızda ihtiyaç duyduğumuz, karşı karşıya kaldığımız tüm sıkıntıların ve üstlendiğimiz sorumlulukların, tüm güçlük ve zorlukların üstesinden gelmeye olanak sağlayan en temel duygudur. Özgüven sahibi her çocuk aldığı sorumluluğun farkındalığını yaşayan ve mücadelesini gösterebilen bir birey olma yolunda ilerler. Bu nedenle çocuklarınıza sizin için ne kadar önemli olduğu hissettirin. Bunu korucu bir tutumla ya da onun adına karar alarak değil, çocuklarınıza kendilerine has yeteneklerini geliştirme fırsatı vererek yapmalısınız. Çocuklar deneme yanılma ile öğrenirler bu yüzden yapmaya çalıştıklarının mükemmel olmasını beklememek gerekir. Bu noktada ebeveynler çocuklarını yaptıkları konusunda çocuğu daha iyisini yapacağı konusunda cesaretlendirmelidir. Mükemmeli beklemek çocuklarda yetersizlik duygusunu pekiştirebilir. “Ben ne yapsam olmuyor o zaman ben de yapmayacağım, bunu yapmaktan vazgeçeyim” düşüncesi özgüvene zarar veren duygu yansıtmalarındandır. Unutmayalım ki, çocuklar deneme yanılma ile öğrenirler bu yüzden yapmaya çalıştıklarının mükemmel olmasını beklemek hata olur. Bu anlamda ebeveyn olarak, çocuğunuzun daha iyisini yapacağı konusunda onları cesaretlendirmelisiniz. Mükemmeli beklemek çocuklarda yetersizlik duygusunu pekiştirebilir. “Ben ne yapsam olmuyor o zaman ben de yapmayacağım, bunu yapmaktan vazgeçeyim” düşüncesi özgüvene zarar veren duygunun ta kendisidir. Zaman ne bizim çocukluğumuzdaki gibi ne de çocuk bizim zamanımızdaki gibi… Bizlerin de zamanında bir çocuk olduğumuzu unutmayarak, ve hala bir yerlerde çocukluk blokajlarının da olduğunu var sayarsak, Öğrenilmesi gereken asıl şey “nasıl mutlu olunacağının” cevabıdır.
Ekleme Tarihi: 22 Aralık 2022 - Perşembe

Çocuğumuzdaki bizin varlığı

Çocuğun kendisi ile barışık olması, kendisini sevmesi ve kabul etmesi özgüven geliştirme açısından gereken hissiyatlardır. Çocuk için önemli olan, güven, duyarlılık, ilgi ve destek duyguları ileride kişiliğinin sağlıklı olarak gelişmesi için gereken vazgeçilmez unsurlardır. Bu anlamda çocuğuna gereken desteği vermeyen aileler kadar, aşırı koruyucu bir tutum sergileyen aileler de özgüven noktasında sorun yaşanmasına sebebiyet verirler.

Çocuğun yapması gereken şeyleri yapmaya çalışan, onun adına düşünen ve karar veren aileler bir ömür boyu bu kontrolü sağlayacaklarını sanarak farkında olmadan çocuklarında telafisi olmayan sorunların gelişmesine neden olurlar. Tek başına karar alamayan ve sürekli yaptıkları davranışlarda onay bekleyen çocukların özgüveni zedelenir.

Aşırı korumacı tutumun yanında, başkaları ile çocuğu kıyaslama yapmak ya da çocuğun başarısını kendi başarısı gibi görüp bu anlamda baskı yaratmak çocuğun ilerlemesine engel olarak onun hayattan kopmasına neden olur.

Öğrencilerimle yaptığım görüşmelerde hala bazı ailelerin “neden 98 aldın?100 neden olmadı?” şeklindeki baskılarının devam ettiğini görmek çok üzücü. Bu durumu aile ile konuştuğumuzda kıyaslamayı örnek vermek amacı ile yaptıklarını söylediklerinde aslında istemeden ne kadar zarar verdiklerini farkında bile olmadıklarına şahit oluyorum.

Oysaki, her çocuğun kendine has bir kişiliği, kapasitesi ve yeteneği vardır. Herkes yüksek not alarak değer görmek istemez. Kaldı ki değerin kriteri başarı ya da bu anlamda alınan not olmamalıdır.

Çocuk hiçbir özelliğinin olmadığını hissettiğinde, kendi var olan gücüne inanmamaya başlar.

Çocuğumuzun aldığı not bizim değildir sevgili velilerim! Bizim başarımız alınan notun rakamsal değeri ile değil, çocuğumuzun kendisine inanması ile anlam kazanır.

Özgüven dediğimiz şey; hayatlarımızda ihtiyaç duyduğumuz, karşı karşıya kaldığımız tüm sıkıntıların ve üstlendiğimiz sorumlulukların, tüm güçlük ve zorlukların üstesinden gelmeye olanak sağlayan en temel duygudur. Özgüven sahibi her çocuk aldığı sorumluluğun farkındalığını yaşayan ve mücadelesini gösterebilen bir birey olma yolunda ilerler. Bu nedenle çocuklarınıza sizin için ne kadar önemli olduğu hissettirin. Bunu korucu bir tutumla ya da onun adına karar alarak değil, çocuklarınıza kendilerine has yeteneklerini geliştirme fırsatı vererek yapmalısınız.

Çocuklar deneme yanılma ile öğrenirler bu yüzden yapmaya çalıştıklarının mükemmel olmasını beklememek gerekir. Bu noktada ebeveynler çocuklarını yaptıkları konusunda çocuğu daha iyisini yapacağı konusunda cesaretlendirmelidir. Mükemmeli beklemek çocuklarda yetersizlik duygusunu pekiştirebilir. “Ben ne yapsam olmuyor o zaman ben de yapmayacağım, bunu yapmaktan vazgeçeyim” düşüncesi özgüvene zarar veren duygu yansıtmalarındandır.

Unutmayalım ki, çocuklar deneme yanılma ile öğrenirler bu yüzden yapmaya çalıştıklarının mükemmel olmasını beklemek hata olur. Bu anlamda ebeveyn olarak, çocuğunuzun daha iyisini yapacağı konusunda onları cesaretlendirmelisiniz. Mükemmeli beklemek çocuklarda yetersizlik duygusunu pekiştirebilir. “Ben ne yapsam olmuyor o zaman ben de yapmayacağım, bunu yapmaktan vazgeçeyim” düşüncesi özgüvene zarar veren duygunun ta kendisidir.

Zaman ne bizim çocukluğumuzdaki gibi ne de çocuk bizim zamanımızdaki gibi…

Bizlerin de zamanında bir çocuk olduğumuzu unutmayarak, ve hala bir yerlerde çocukluk blokajlarının da olduğunu var sayarsak, Öğrenilmesi gereken asıl şey “nasıl mutlu olunacağının” cevabıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lalehaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Buket Genç
(22.12.2022 10:27 - #164)
Hocam yine harikasınız ve iyi ki varsınız
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lalehaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.