Milletvekili Kılıç, TBMM'de Terörsüz Türkiye'yi konuştu
Milletvekili Kılıç, TBMM'de Terörsüz Türkiye'yi konuştu
MHP Grup Başkanvekili Nevşehir Milletvekili Prof. Dr. Filiz Kılıç, TBMM’de terörsüz Türkiye konusunda konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Nevşehir Milletvekili Prof. Dr. Filiz Kılıç TBMM’de terörsüz Türkiye konusunda konuştu. Kılıç konuşmasında, A Millî Futbol Takımı'mızı canıgönülden kutluyorum. Başarılarının artarak devamını ve final oynayarak kupayı kucaklamalarını, ay yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmalarını canıyürekten temenni ediyoruz. Bizim Çocuklar, yolunuz açık olsun diyorum dedi.
MHP Grup Başkanvekili Nevşehir Milletvekili Prof. Dr. Filiz Kılıç konuşmasında şu şekilde konuştu:
“Değerli, kıymetli milletvekillerimiz, hani Mehmet Akif ta içimizi titreterek soruyor ya: "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?" Hakikaten bir an durup gözlerimizi kapatsak sıradan bir toprak parçasında değil âdeta cennetin yeryüzündeki gölgesinde, devasa bir emanetin tam kalbinde yaşadığımızı iliklerimize kadar hissederiz. Attığımız her adımda ecdadın nefesini, bastığımız her toprakta şehidimizin hakkını hissediyoruz. Peki, bizi gece gündüz demeden, bir an bile yorulmadan yollara düşüren asıl dert nedir? Sabahın seherinde evladının üzerini o şefkatli elleriyle örten bir annenin kalbindeki sızı ya da akşam evine dönerken elindeki o küçük poşette taşıdığı sevinci evlatlarına kavuşturma telaşındaki bir babanın yorgun tebessümü, bütün bunlar tek bir kapıya çıkmıyor mu? Evlatlarımız. Tek gayemiz, onların bizden daha huzurlu, güvenli ve aydınlık sabahlara uyanması. Bilirsiniz, bir annenin en içten duasıdır, evladının ayağına taş değmemesi. Bizim de kavgamız, mücadelemiz tam olarak da budur işte; hiçbir evladımızın ayağına taş, o gencecik yüreğine korku değmesin. Gazi Meclisin çatısı altında çalışırken de sokak sokak, kapı kapı dolaşıp "Hayırlı günler komşum." diye sofralarınıza oturduğumuzda da hep aynı sıcaklığı hissettik. O hanelerde bizi kucaklayan samimiyet var ya, işte o bizim en büyük kudretimiz oldu. Açık konuşayım; biz o kapıları siyaset yapmak için çalmadık, bir komşu sıcaklığı aradık, bir kardeş hasretiyle, bir ana şefkatiyle vurduk o kapıları. Gittiğimiz her yerde, kucaklaştığımız her canla hep aynı duayı dillendirdik. Bizim tek bir derdimiz var; terörsüz, daha temiz bir Türkiye. Nedir peki bu terörsüz Türkiye? Sadece silahların susması mıdır? Hayır, terörsüz Türkiye demek, akşam ezanı okunduğunda evladı eve biraz gecikti diye bir annenin yüreğinin ağzına gelmemesi demektir; o kahpe kurşunların, karanlık pusuların gencecik yiğitlerimizi bizden koparmamasıdır; ay yıldızlı al bayrağımızın gölgesinde, bu ülkenin sarp dağlarında artık silah seslerinin değil sadece çoban çıngıraklarının, yayla türkülerinin çınlamasıdır; şehirlerimizin parklarında bomba seslerinin değil çocuk kahkahalarının yankılanması demektir; kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlere inat omuz omuza durmaktır. İstiyoruz ki bu bereketli topraklar artık acıyla, ağıtla, kan ve gözyaşıyla anılmasın; üretimle coşsun, kardeşlikle büyüsün, huzurla taçlansın. Hiçbir hainin, hiçbir karanlık elin çocuklarımızın o tertemiz hayallerine, aydınlık yarınlarına uzanmaya cesareti bile olmasın. Bugün "terör" denilen o zifirî karanlık gölgeyi bu güzelim coğrafyadan kazıyıp atmak, inanın, sadece bir güvenlik meselesi değil bizim için; bu, yarın gözlerinin içine bakacağımız evlatlarımıza karşı en büyük helallik borcumuzdur. Onlara öyle bir memleket bırakacağız ki o topraklarda korkuya yer kalmayacak, sadece ama sadece umut yeşerecek. Evet, yolumuz uzun olabilir, yükümüz ağır ve çok çetin olabilir ama unutmayın, niyetimiz halis, geleceğimiz aydınlıktır. Bu cennet vatanın en ücra köşesine bile o huzur iklimi hâkim oluncaya dek durmayacağız çünkü biz biriz, beraberiz, et ile tırnak gibi hep birlikte Türkiye'yiz. Rabb'im birliğimizi, dirliğimizi bozmasın, bu güzel vatanımızı daim eylesin, evlatlarımızın geleceği, bahtı hep açık olsun. Kıymetli milletvekilleri, tabii, bir memleketi gerçekten yaşanabilir kılmak öyle sadece onu düşman namlusundan, terör belasından korumakla da bitmiyor; yine o anneyi getirin gözünüzün önüne. Evladını sokaktaki tehlikeden nasıl sakınıp koruyorsa, o evin içindeki huzura, ocağının temizliğine, sofrasındaki lokmanın helal olmasına da aynı titizlikle, aynı şefkatle yaklaşmaz mı? İşte bizim için de bu aziz vatan hepimizin nefes aldığı, aynı sofraya diz kırıp oturduğu devasa, sıcak bir yuvadır. Eğer gerçekten sevdalıysak, biz bu cennet vatanın yarınlarına, çocuklarımıza sadece güvenli sokaklar değil, kana kana içebilecekleri temiz sular, ciğerlerine doyasıya çekecekleri tertemiz bir hava, taşı toprağı bereket fışkıran yeşil bir doğa da borçluyuz. Sayın milletvekilleri, sözlerimi toparlarken yüreğimin bir parçasının hep attığı yere; doğasıyla, kadim tarihiyle ve insanının o eşsiz, samimi yüreğiyle ülkemizin âdeta parlayan incisi olan Nevşehir'imize uzanmak istiyorum. Göz bebeğimiz Kapadokya'nın o peri bacalarının eşsiz dokusunun, insanımızın o yüce gönüllü misafirperverliğinin sınırları aşıp tüm dünyada yankı bulması, hepimiz için büyük bir onur kaynağı. Amerika'da dünyanın en prestijli dergilerinden biri tarafından yakın zamanda Dünyanın En İyi 100 Yeri Listesi'nde Kapadokya'nın ve Nevşehir'imizden bir otelimizin yer alması, turizmdeki kalitemizi bir kez daha kanıtlayarak hepimizin göğsünü kabarttı diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

